2. Dünya Savaşı’nın Ardından Avrupa’da Türk Yerleşimleri

avrupa'da türk yerleşimleri

2. Dünya Savaşı’nın ardından, Batı Avrupa ülkeleri çoğu konuda hızla kalkınmak için hamleler yapmışlardır. Bunlardan en önemlisi Avrupa’da Türk Yerleşimleridir.

20. Yüzyılda sanayileşme büyük ölçüde kol/insan gücüne bağlı olarak gelişmiştir. Bu nedenle Batı Avrupa ülkelerinde fabrikalarda çalıştırılmak üzere çok sayıda işçi ihtiyacı doğmuştur. Aynı yıllarda yoksulluk ve işsizliğin yoğun olduğu Türkiye’nin işgücü bu ihtiyacı karşılamak üzere Avrupa ülkelerine yönelmiştir.

Avrupa'da Türk Yerleşimleri

Avrupa’da Türk Yerleşimleri

1961 yılında Almanya ile, 1964 yılında Avusturya, Belçika ve Hollanda, 1965 yılında ise Fransa ile Türkiye arasında istihdam ve göç anlaşmaları imzalananmıştır. Bu anlaşmalara müteakip, çok sayıda Türk işçisi bu ülkelere gitmişlerdir.

Zaman içinde işçileri aileleri takip etmiş, büyük bir bölümü Almanya’da olmak üzere Avrupa ülkeleri giderek artan bir Türk nüfusuna sahip olmuşlardır. Avrupa ülkeleri nitekim sebeplerle 1979 yılından itibaren bu göçler durdurmaya yönelik tedbirler almasına karşın, bu ülkelere yerleşenlerin vatandaşlık haklarından doğan göç, eskisi gibi yoğun olmamakla beraber, 21.yüzyılda da halen devam etmektedir.

Bugün Avrupa ülkelerinde gerek Türkiye’de gitmiş gerekse orada doğmuş ve bulunduğu ülkeleri yurt edinmiş “Batı Avrupa Türk toplumu” oluşmuştur. Bulundukları ülkeye göre, Almanya Türkleri, Fransa Türkleri, Hollanda Türkleri, Belçika Türkleri olarak anılmaktadırlar.

Batı Avrupa’da, Türkiye’de gelen Türklerin yanında, diğer Türk topluluklarından da bu ülkelere gelen ve yerleşen çok sayıda göçmenler de bulunmaktadırlar. Irak, İran, Kıbrıs Türkleri de Avrupalı Türkler grubuna dahildir. Göçmen işçilik ile başlayan bu serüven, zaman içinde aile göçü, misafir göçmenlik, ve 12 Eylül 1980 İhtilalinden sonra politik göçler ile ceşitlenmiş, Avrupa’da Türk “diasporası” meydana gelmiştir.

Avrupalı Türkler 1961 yılında başlayan bu göç hareketini, bulundukları yerlere yerleşmek suretiyle, yeni nesillere iyi eğitim sağlayarak, bulundukları ülkeye katkılarını zenginleştirerek, girişimci ve girişimci ve politikacı statülerini doğru geliştirmiş erdir. Yeni Dünya’nın kabulleri çerçevesinde her ülkede kanunlara ve kurallara uyarak yabancıların da kalabalık toplumlar olarak yaşama imkanları olmuştur. Bu çerçevede bütün dünyada diğer milletlerin temsilcileri gibi Türk toplulukları oluşmuştur.

35 yıldır Avrupa’da yaşayan Türklerin Türkçesinde de değişimler olmuş, ve bugün Avrupa-Türk ağızı olarak tanınlanabilecek yeni bir şive doğmuş oldu. Kıta Avrupa’sının dışında İngiltere’de özellikle Kıbrıs’tan göç eden ve sayıları 50 binden fazla olan Türklerle birlikte Türkiye’den ve diğer Türk coğrafyalarından çeşitli vesileler ile bu ülkeyi yurt edinmiş ve yurttaşlık hakkı almış pek çok sayıda Türk bulunmaktadır.

Gelişmelerden daha hızlı haberdar olmak için Otağ‘ın Instagram ve Twitter adreslerini de takipte kalın!