Marshall Planı Türkiye Konjonktürü

marshall planı türkiye

Marshall Planı Türkiye’ye Adnan Menderes yönetimiyle gelmiştir. Esasen Marshall Planı, Amerika Birleşik Devletleri tarafından hazırlanan bir ekonomik destek pakedidir.

İkinci Dünya Harbi’nin bitmesi ile ateşlenen Sovyet-Amerikan mücadelesinde, Avrupa devletlerinin SSCB birliğine karşı korunması, bu devletler üzerinde sosyal, ekonomik ve iktisadi olarak bir hürriyet oluşturmak için hazırlanmıştır. Harry Truman’nın komünizm ile mücadele edeceğini açıkladıktan bilahare hazırlıkları başlanan Marshall Planı, İkinci Dünya Savaşı’ndan iktisadi olarak berbat halde bitiren her ulus için bir umut olmuştur. Somut olarak savaşta yer almayan Türkiye Cumhuriyeti için de Rus tehdidin ve iktisadi gelişmenin kapılarını aralamak için bir fırsat yaratmıştır. 1948-1952 yılları arasında istikrarla sürdürülen Marshall Planı ile Amerika Birleşik Devletleri; Avrupa üstünde oluşabilecek Sovyet hegemonyasına karşı başarılı bir tedbir oluşturmuş, Sovyetlere karşı Avrupa’da bir güç olmayı başarmıştır.

Marshall Planı İçin Gereken Ortamın Oluşması

Bu başarı tabii ki Amerika’nın Avrupa Devletleri üzerinde sadece ekonomik ve iktisadi başarısını değil, üzerinde oluşturmak istediği sosyal yapıyı da başarılı kılmıştır. Ülkemizi de içine alan 16 devlete, Amerika Birleşik Devletleri aracılığıyla, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne karşı antikomünist ilkelerle ve antikomünist toplum yapısına paralel bir ekonomik yardım paketi olarak yapılan ve hala daha etkileri süregelen Marshall Planı, aslında benzer özellikler taşıyan Truman Doktrini’nin devamı niteliğindeki anti-sovyet propagandası yahut planı olmuştur. ABD’nin SSCB’ye karşı Avrupa sahasında uygulamak istediği psikolojik savaş, Avrupa toplumu üzerinde meyvesini vererek ABD’nin bu psikolojik savaşı kazanmasını sağlamıştır. Politik olarak Truman Doktrini ile Avrupa halkında bir ABD taraftarı yaratan ve ardından gelen Marshall Planı ile ekonomik olarak Amerika’ya bağımlı, tüketici toplum yaratan Amerika; sosyolojik olarak Avrupa’da çok büyük antikomünist bir algı yaratmıştır.

marshall planı

SSCB’nin Tutumu

2.Dünya Harbi sonrası başlayan soğuk savaş döneminin 2 tarafı olması, taraflardan birinin Avrupa’nın komşusu olması, Amerika için bir tehlike olsa da Amerika; Avrupa için çok güçlü ve başarılı bir politika izleyerek adeta SSCB’yi o coğrafyadan aforoz etmiştir. Yalta Konferansı esnasında, Amerika ve Sovyetlerin düşmanı ortak olduğu zamanlar, aslında bu iki devletin amaçları ve planları tutuyor gibi duruyordu. Fakat SSCB, Yalta Konferansı’nın ardından beklendiği gibi davranmamış, Polonya’dan ve İşgal altındaki diğer ülkelerden çekilmek istememişti. Üstüne bir de Türk Boğazları konusundaki Sovyet aşırı ısrarı da tehdit olarak gören Amerika Birleşik Devletleri; Sovyet politikalarından rahatsızlık duymaya başlamıştı ve bunun için yeni politikalar, planlar ve doktrinler üzerine yoğunlaşmaya başladı. Dünyayı tehdit eden Nazi Almanya’sını yok eden bu iki büyük güç bir diğerinden daha güçlü olduğunu kanıtlamak eğilimindeydi.

İki Ülke Arasındaki Çekişme

Artık ABD ve Sovyet Rusya arasında başlayan dünyanın süper gücü olma yarışı film sektöründen silah teknoloji ve sanayisine, ideolojiden uzay mücadelesine kadar sürmüştü. Fakat bu mücadelelerin en önemlisi, aynı zamanda en zoru, ülkeler üzerindeki üstünlük mücadelesiydi. Özellikle gelecek adına kurulan dünyanın süper gücü olma planları için ülkeleri kendi ekonomik ve sosyal hegemonyasına almak çok önemliydi. Bu noktada ülkeler üzerindeki hâkimiyet için kültürel etki en önemli unsurdu elbette. Batılıların mirası olan Amerikan Kültürü, Batı üzerinde çok fazla etkiliyken; Asya’nın uzak kırsallarında ve Orta Doğu’da Amerikan etkisi olmuyordu. Burada da devreye ekonomik güç giriyordu ki ekonomik gücün etki alanı o coğrafyalarda kültürel ve sosyal gücün etki alanından çok daha fazlaydı.

süt tozu

Marshall Planı Türkiye’ye Geliyor

Marshall Planının Türkiye’ye gelişi 2. Dünya Harbi’nin Atatürk vefat ettikten hemen sonra çıkması ve ekonomiyi altüst etmesiyle olmuştur. Temelleri Atatürk tarafından yeni atılan Türkiye Cumhuriyeti, ekonomide yerli üretimi esas kılmak için kendine ve Türkiye’ye has iktisadi politikalar gerçekleştirmişti. Fakat İkinci Dünya Savaşı’nda Nazileri Berlin’e kadar iten SSCB’nin artık kendi kutbunu oluşturmaya çalışması ve Türkiye’ye karşı nükleer tehdit olarak durması, Türkiye’nin bu ülkeyi “önemli seviyede askeri ve politik risk unsuru olarak görmesi” sonucunu meydana getirmiştir. Bu sonuç ve Türkiye’nin SSCB’de gördüğü risk algısı da, Türkiye’nin 2. Dünya Harbin’nin hemen ardından başlayan Batı Bloğu’na katılma çabalarını ortaya çıkartmıştı. Ancak bu Batı Bloğu’na katılma çabaları Sovyet Rusya’nın da tepkisini çekerek Türkiye’yi bir hedef haline getirmiştir, öyle ki Kars ve Ardahan Sovyetler Birliği tarafından talep edilmişti. Bunun üzerine NATO’ya Kore Savaşına asker göndererek giren Türkiye, SSCB’ye hiçbir bölge kaybetmeden Boğazların gücünü elinde tutmayı başarmıştır.

Adnan Menderes ve Amerika

Tek partili sistemden çok partli sisteme geçen Türkiye 1950 yılında Adnan Menderes’in Demokrat Partisi ile iktidira gelmesi sonucu Türkiye-Amerika ilişkilerinin yapısını oluşturan ve etkisi hala süren bir sürece imza atmıştır. Marshall Planı Türkiye’ye de kendisinin çabaları sonucunda gelmiştir. İktidara gelir gelmez devletçi yapıyı beğenmeyen Adnan Menderes liberal bir ekonomi isteği ile direkt olarak kredi bulmaya çalışmış, Marshall Planı’ndan %1,2 kredi desteği ve çiftçiler için ithal yağ, süt ve mısır tohumu desteği almıştır. Türkiye’nin Atatürkle başlayan üretici toplum, yerli ve milli üretim planları birer birer yok olmaya başlerken dışa bağımlı, tüketici toplum ve ithale dayalı bir üretim pozisyonu oluşmaya başlamıştır. Esasında Türkiye harpten çıktığında çok kötü bir durumda olmasına rağmen Amerika ilk etapta Türkiye’yi Marshall Planı içine dahil etmemiştir. Ancak sonrasında işler değişmiş, Marshall Planı Türkiye’ye dahil edilmiştir.

Marshall Planı Türkiye Tarafından Talep Edildi

Türkiye ilk defa Demokrat Parti iktidarında doğrudan doğruya ABD Hükümeti’ne başvurarak kendisinin de Marshall Planına dâhil edilmesini istedi. Türkiye bu başvurusunda, iktisadi durumla askeri ve politik istikrar arasındaki ilişkiyi gözler önüne serdi, böylelikle Marshall Planı Türkiye’ye geldi. Türkiye 18 milyon dolarını tediye olmakla birlikte 184,5 milyon dolar destek bütçesini Marshall yardımları kapsamında ülkesine sokmuştur. Aynı zamanda “Karşılık Fonu” adı verilen ve ABD İktisadi İşbirliği İdaresince kontrol edilen başka bir yardımın da 71’i hibe 55’i geri ödemeli olmak üzere 126 milyon dolar daha yardım edilmiştir. Marshall Planı Türkiye’de 1948-1951 senelerinde çokça tartışma konusu oldu. Türkiye Devleti’nin talep ettiği yardımın oranı o dönemde de sürekli tartışıldı, fakat ABD’nin açıklamasına göre Türkiye’ye yapılan yardım miktarı totalde tüm dünya ülkelerine yapılan Marshall yardımlarının %3,6’sını neredeyse oluşturuyordu ve bu yardımın %60’ı tarım için harcanmıştı. Yani iddia, Marshall Plani Türkiye’de oldukça düşük miktarlarda boy gösterdi yönünde.

marshall planı türkiye

Marshall Planı Türkiye Etkisi ve Batı Bloğu

Marshall Planı Türkiye’yi Batı Bloğu’na kaydırmaya yetmiştir. Genel sonuca da bakacak olursak Amerika 16 ülke için 15 milyar dolar yardımda bulunmuştur. Bu yardımların sonucu olarak 1950’den sonra ateşlenen ve 50 yıl süren Amerika-SSCB soğuk savaşı için Amerika politika alanında ekonomi alanında sosyal ve kültürel alanlarda çok iyi bir yol izlemiş ve tüm Dünya’nın algısını ”Antikomünist” bir yaklaşımda ortak noktada buluşturmuştur. Yıllarca önündeki ekonomi engelini aşmak isteyen Türkiye Cumhuriyeti için işlevsel olarak yer almadığı bu harp, iktisadi olarak çok yıpratıcı olmuştur. Orduları saldırgan olmasa da her an muharebeye hazır kıt’a durumda olması ve binlerce askerin bakım masrafı hükümet için zor olmuş, üretim alanında işlevsellikte yetersiz olup bir tüketim toplumu haline gelen Türkiye Cumhuriyeti’nin ithalat yapabileceği bütün devletler kendilerine zor yetecek duruma gelmişti. Yani sonuç olarak Marshall Planı Türkiye için sonuçlar “Kızıl Tehlike” olarak gördüğü Sovyet Rusya’nın komünizminden kaçıp Batı Bloğu yani Amerika tarafına geçmesi ile sonuçlanmıştır. Ekonomisinde daha liberal ve daha ithalatçı olan Türkiye, Ordusunun NATO’ya katılması ile tamamen kendisini Batı Bloğu’na ait hissettiğini göstermiştir. Marshall Planı Türkiye’de, aradan seneler geçmesine rağmen, halen tartışılmakta ve birçok kişi tarafından yadırganmaktadır.

Bu yazımızda sizlere Marshall Planı Türkiye’ye nasıl geldi, nasıl etki etti, Marshall Planı Türkiye’de hangi iktisadi gelişmelere yol açtı gibi soruları cevaplamaya çalıştık. Daha fazla benzeri içerik için Otağ‘ı ve Tarih Otağ’nın Instagram ile Twitter hesaplarını takipte kalabilirsiniz.