Sessiz Gemi Şiirinin Derin ve Acıklı Hikayesi

sessiz gemi yahya kemal beyatlı

Sessiz gemi şiirinin hikayesi iki tarafla başlıyor. Bir tarafta ilk Ok’u atmış; aşkı, lirizmi ve ölüm kaygısını okuyucularına kalpten hissettirmiş İstanbul Şairi Yahya Kemal Beyatlı. Öteki tarafta da İstanbul sosyetesinin gülü Celile Hanım. İşte Sessiz Gemi, bu iki taraf arasında geçti.

Celile Hanım ünlü bir Osmanlı diplomatıyla evlendi ve çocukları Nazım dünyaya geldi. Nazım’ı bileceksiniz, “Sarışın bir kurda benziyordu.” diyen Nazım.

sessiz gemi

Celile Hanım ve Yahya Kemal

Nazım Heybeliada’ya eğitime gidiyordu ve belirli günlerde de eve geri dönüyordu. Bu süre zarfında edebiyat dersleri için eve gelip giden Yahya Kemal, Celile Hanım ile tanışmış ve aşık olmuştu.

1916 yılından 1919 yılına kadar bir kadına deliler gibi aşık oldum. Bu kadın yazın adada otururdu, ben de orada idim. Deli divane olmuştum…

Yahya Kemal Beyatlı

Celile Hanım, evliliğini sonlandırması üzerine, Yahya Kemal Bey’le daha fazla yakınlaşmaya başladı. Öyle ki -Nazım’a verdiği derslerden sonra- Celile Hanım, kendisi ile uzun uzadıya sohbetler ederdi. Bu süreç uzunca bir süre devam ettikten sonra ilişkinin dedikoduları Nazım’ın okuluna kadar ulaşmayı başardı. Hatta öğrencilerden Necip Fazıl’ın bu konuda hocası Yahya Kemal’i sınıfta alaya aldığı bile söylenir. Her şeye rağmen Celile Hanım ve Yahya Kemal’in ilişkisi hiçbir şey kaybetmedi. Aralarındaki amansız aşk yaşamını sürdürmeye devam etti, ta ki Nazım Hikmet ağırlığını koyana kadar.

sessiz gemi nazım hikmet

Hocam Olarak Girdiğiniz Bu Eve

Her şey yolunda giderken bir gün Yahya Kemal, ceketinin cebinde bir not buldu. Bu notu genç Nazım bırakmıştı, notta açık ve net bir şekilde “Hocam olarak girdiğiniz bu eve, babam olarak giremezsiniz!” yazıyordu. Bu notun üzerine içerisinde bulunduğu durumun etikliğini sorgulayan Yahya Kemal, Celile Hanım ile görüşmeme kararı aldı.

Kocasından Yahya Kemal için ayrılan Celile Hanım ise bu duruma çok bozuldu. Yahya Kemal’i aylardır göremedikten sonra, ona bir mektup yazmaya karar verdi:

Bugün Pazar. Belki gelirsin diye üç vapurunu pencerede bekledim, gelmedin ve ben mahzun oldum. Verdiğin konferansa gelmedim, kalabalıktır memnun olmazsın diye, fakat hep aklım sende idi. Çok çok göreceğim geldi seni. Beni niye aramadın? Sana gücendim canımın içi, pek göreceğim geldi. Ben o günden beri, yani Salı gününden beri evdeyim, dikiş dikiyorum. Evimiz için çalışıyorum.

Celile Hanım

Ne yazıktır ki Celile Hanım’ın umduğu evlilik hiç olmadı ve Yahya Kemal, Celile Hanım’ı uzunca bir süre görmedi.

Yıllar Sonra

Aradan çokça zaman geçtikten sonra -Nazım sosyalist bir şair olarak hapse atılmışken- gözlerini kaybetmiş olan Celile Hanım, oğlu Nazım’ın çıkartılması için greve başladı. İşte tam bu sırada Yahya Kemal, Celile Hanım’ı perişan bir halde gördü. Yıllar sonra kendisini görmenin şaşkınlığıyla beraber üzerinde büyük bir korku hissedden Yahya Kemal, Celile Hanım’la hiçbir şekilde muhatap olmayarak oradan uzaklaştı.

sessiz gemi yahya kemal beyatlı

Yahya Kemal’in Ölümü

Yahya Kemal öldüğü zaman notları arasından bir zarf çıktı, bu zarfta kurumuş iki yaprak mevcuttu ve şöyle yazıyordu:

Bu zarfın içindeki hatıra, 19 Ağustos 1930’da Sirkeci Garı’nda gece saat 10’da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir. Koparıp verdiği bu ili yaprağı daima muhafaza edeceğim.

Yahya Kemal

Celile Hanım, Yahya Kemal ile bir olamayacağını anlayınca onunla Sirkeci Garı’nda vedalaşmıştı. Bu vedalaşmanın üzerine de Yahya Kemal, duygularını Sessiz Gemi’ye yazdı. Sessiz Gemi, Yahya Kemal’in ölüm fermanıydı adeta.

Sessiz Gemi

Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Daha fazlası için Otağ‘ın Twitter ve İnstagram hesaplarını takipte kalınız.